Hwang Sok Yong – Tanıdık Şeyler

Merhaba,

Bu yayınımda sizlere Kore Edebiyatı’ndan tanıtacağım kitap Hwang Sok Yong’un (황석영) Tanıdık Şeyler isimli kitabı.

Kore’de 2011’de orijinal ismi 낯익은 세상 olarak yayınlanan kitap, Türkçe olarak 2018’de Göksel Türközü’nün çevirisi ile Doğan Kitap tarafından yayınlanmıştır.

Kitap  şehrin çöplerinin döküldüğü ve ironik olarak Çiçek Adası denilen bölgeye bir anne oğulun gelişi ile başlıyor. Yetimhanede büyüyen anne ve babaya sahip olan çocuğun hayatı doğumundan itibaren hep zorluklarla geçiyor. 13 yaşına geldiğinde babasının ortadan kaybolup bir daha geri dönmemesi sonucu annesi ile zorlu yaşamda kendisine bir yer edinmeye çalışmasına tanık oluyoruz. Henüz 13 yaşında olmasına rağmen kendi akranları arasında varlığını kabul ettirmek adına yaşını büyüterek söylemesi ve sert bir çocuk olduğunu kanıtlamak için güç gösterilerinde bulunması onun aslında ne kadar kapatılamayan yaralara sahip olduğunu da bizlere gösteriyor. Bu esnada babasının bir arkadaşının onları Çiçek Adası’na çağırması ile çöplerin içerisinde bir hayata dahil oluyor. Şehrin toplanan çöplerinin döküldüğü bu alanda, çöplerden ayıkladıkları ile para kazanmaya başlayan anne ve çocuk çok geçmeden buraya da uyum sağlamaya başlıyor. Çünkü yaşam onlar için hiçbir yerde kolay geçmememişti. Burada babasının arkadaşının oğlu ve o bölgede yaşayan diğer çocuklarla kurduğu iletişim üzerinden onu daha yakından tanımaya başlıyoruz.

Kitap; 13 yaşında bir çocuğun hayatın zorluklarını nasıl karşıladığını, annesi ve orada çalışanların hayatlarını kazanmak için ve yaşamaya devam etmek için çektikleri acıları ve bu acıların arasında nasıl bir düzen kurduklarına dair okuyucuya bir kesit sunuyor. Yazarın betimlemeleri ile karakterlerin hayatına ve bulundukları ortama  sanki onların yanındaymışçasına tanık olabiliyorsunuz. Yazar Hwang Sok Young’un Türkçe’ye kazandırılan 2. kitabı olan Tanıdık Şeyler belki de bu yüzden ismiyle bile bizlere bir mesaj veriyor.

Kaynak: ltikorea

Sıradan denemeyecek bir hayata sahip olan yazar Sok Young, 1943 yılında Mançurya’daki Changchun’da (장춘) doğuyor ve Kore Yarımadası’ndaki Japon işgalinin sona ermesi ile ailesiyle birlikte anne tarafından akrabalarının yaşadığı Pyongyang’a (평양) taşınıyor. 1947 yılında bu kez Güney Kore’ye göç ediyorlar ve yazar Yeongdeungpo’da (영등포) büyüyor. 1962’de önce okuduğu lise Kyungbok Lisesi’nden ardından da  güney eyaletlerini dolaşmak için evden ayrılıyor. Eve dönüşünün ardından o yılın kasım ayında, Sasanggye (사상계) dergisinde yayınlanan bir öyküsü ile Yeni Yazar Edebiyat Ödülü’nü kazanıyor. 

1970 “Pagoda” adlı kısa öyküsü Chosun Ilbo Yeni Yazarlar Yarışması’nı kazanana dek yaşamını devam ettirmek için pek çok farklı işte çalışan yazar Vietnam Savaşı’na da katılıyor. 70’li yıllarda pek çok ses getiren kitabını kaleme alırken 1980’lerden itibaren Güney Kore’de demokrasi hareketlerine katılan bir aktivist oluyor. 1989 yılında kaçak olarak Kuzey Kore’ye gittikten sonra ülkesine geri dönemiyor ve hayatının bu döneminde Berlin ve Paris’te sürgün olarak bulunuyor. Daha sonra 1993 yılında ülkesine dönünce 7 yıl hapis cezasına çarptırılsa da bunun 5. yılında serbest bırakılıyor. Tüm bu yaşadıkları göz önüne alındığında eserlerinin dünya çapında ses getirmesinin nedeni de anlaşılabiliyor. Çünkü yazar eserlerinde mülteci olduğu, sürgün olduğu, savaş gazisi olduğu, mahkum olduğu tüm durumları okuyanlarda derinlemesine bir etki bırakacak şekilde işliyor.

Tanıdık Şeyler eseri hakkında verdiği bir röportajda bu kitabı yazmasının nedenini kapitalizmin en temel sorunları hakkında düşünmek istemesi olarak belirtiyor. İnsanlar ve sahip oldukları şeyler ile aralarındaki ilişki hakkında bir alegori olarak tanımladığı eserini  Dünyanın şu anki durumu hakkında yazmak adına kendi biçimlerimizi ve anlatım tarzımızı bulmaya yönelik son zamanlardaki edebi çabalarının bir parçası şeklinde tanımlıyor.

Çöp sahası haline gelmeden önce, bu romanın ortamı olan Çiçek Adası’nın, çocukluğundaki hayallerinin oyun alanı olduğunu ve kendisinin Han Nehri’nin öbür tarafında yaşarken Çiçek Adasında bulunan yoğun ağaçlar ve çiçek açan otları görerek büyüdüğünü ifade ediyor. Seul şehri büyüdükçe, bütün adanın kentin gelişen nüfusu için bir çöplük görevi görmesi istendi ve adanın sakinleri de taşınmak zorunda kaldı. Günlük çöp ve endüstriyel atıklar artarken, asıl sakinlerin hatırladıklarının izleri bir hayalete goblin’e dönüştü diyor.  Devamında ise Çöp gibi şehir dışına atılan, marjinalleşmiş yoksulların çocuklarının, bu hatıraların ruhları ile iletişim kurduğunu belirtiyor. Bu açıdan yazar romanlarında Kore kültüründe yer alan Şamanist ve folklorik ögeleri kullanmaya özen gösterdiğini de bizlere açıklamış oluyor. Röportajın tamamını yayının altına bu alıntıları yaptığım linkten okuyabilirsiniz.

2018 yılında Kore edebiyatını Türkiye’de tanıtmak ve Kore ve Türkiye edebiyatı arasındaki değişimi teşvik etmek amacıyla düzenlenen Kore Edebiyatı Haftası’nda Türkiye’ye gelen yazar Hwang Sok Yong, Kayseri ve Ankara’da okuyucuları ile bir araya geldi.  Yazarın Türkçe’de bulunan bir eseri daha bulunmakta. Prenses Bari isimli bu romanı için ilgili tanıtım yazımızı okuyabilirsiniz.

Bir sonraki yayınımızda görüşmek üzere hoşçakalın.

Youtube kanalımızda yukarıda okuduğunuz yazının podcastini dinleyebilirsiniz;

Röportaj kaynak: theskinny

Türkiye’deki röportajlarına ise Kore Kültür Merkezi’nin Youtube kanalından ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s