Bülent Somay – Bir Şeyler Eksik / Aşk, Cinsellik ve Hayat Hakkında Bilmek İstemediğimiz Şeyler

Bir Pazar sabahı elim Bir Şeyler Eksik’e gitti Bülent Somay’dan. Daha önce hiçbir kitabını okumamış hakkında hiçbir şey bilmediğim bir yazarın ilk okuyacağım eseri kitap alışverişi sepetime önce “Bir Şeyler Eksik / Aşk, Cinsellik ve Hayat Hakkında Bilmek İstemediğimiz Şeyler” ismiyle ardından da Michelangelo’nun “eksik” Davud heykeli olan kapak tasarımıyla çektiği ilgim dolayısıyla girdi.

Kitabın ismi iddialıydı. Bilmek istemediğimiz şeyler üzerine konuşacağımız, daha doğrusu yazarın konuşup bizim dinleyeceğimiz/okuyacağımız şeyler günlük yaşamda iç içe olduğumuz ancak üzerine “hayat koşturmacası” bahanesiyle çok da düşünmediğimiz kavramlardı. Başlangıcından itibaren bir sorgulamanın ve kayda değer cevap bulma derdi olmadan birbiri ardına gelen düşüncelerin tartışmaya sunulması yani bir deneme türü eser olarak dert edinilen konular üzerindeki fikir beyanı ile bizi eline alan bir kitap. Gerek sinema, gerek kitap, gerek müzik/şarkı sözleri örnekleri gerekse birbirinden farklı düşünürler ve toplumsal olarak zihnimize işlenmiş olan “kalıplaşan” düşüncelerden örnekler okur olarak bizlerin zihin dünyamızı birkaç saatliğine meşgul edecek kadar zengin.

Toplamda sekiz bölümden oluşan kitap, her bölümde hem birbirinden farklı hem de birbiriyle iç içe kavramlar arasında gidip gelirken içerdiği olaylar, durumlar, düşünceler üzerine yazılarla, yazarın hem çok tanıdık hem de çok yabancı olduğunu hissettiriyor bize. Yazarla aynı toplum ve kültür ile iç içe olmamız, kitapta ele alınan kavramlara tanıdık bir bakış sunmakta. Bu açıdan bizleri bir taraftan güldürmesi ve bunun bir tanışıklık hissi uyandırması ile hepimizin birbirimizden bambaşka bir hayatın içinde olmamız, aynı toplumda yetişerek “bireysel” olarak farklı olmamız ve bu farklılığın düşüncelerimizde yarattığı zenginliğin farkına vardırması okuyucu için büyük bir keyif.

Ancak bu keyfin de, metnin içinden çıkarılacak farklı anlamların da kişiden kişiye nasıl değişeceği kitaptan yapacağım şu alıntıyla daha da netlik kazanacaktır görüşündeyim;

…bir metnin (bir romanın, şiirin, filmin, politik bir manifestonun) yazarı / yönetmeni tarafından nasıl anlamlandırıldığı, bizim onu anlamlandırma çabamızda önemli bir yer tutmaz. Nasıl tutabilir ki zaten? Bizim aradığımız şey o metnin (yazarı tarafından tasarlanıp içine yerleştirilen) hakikati değil, kendi hakikatimiz. s.17

Metinlerde anlam avına çıkmışken kendi hakkımızda keşfettiğimiz hakikatler, aslında birbirimizle iletişim kurmanın, anlaşmanın, ortak yanlar bulmanın, ve en nihayet, ortak faaliyet ve eylem alanları yaratmanın ön şartıdır. s.17

Özellikle kendi içimizdeki hakikati arayış çabamız eksik gördüğümüz veya eksikliğinin farkında olmadığımız halde gördüğümüzde/okuduğumuzda/duyduğumuzda eksikliğini hissederek hüzün / kıskançlık / öfke duyduğumuz parçamızı da, bazen farkında olmadan, bulma arayışımızdan ileri geliyor.

Yine aynı şekilde birbirimizin farklılığını ve her şeyin bu farklılık ile anlamlandırma yolunda bizi ayrıştıracağını belirten şu cümleler aklıma kısa zaman önce okuduğum Osman Çakmakçı’nın Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog* isimli kitabını getirdi. Bülent Soymaz bu konuda şöyle diyor;

Öznelerin öncesinde ve onlar olmasa da gene var olacak bir “Gerçek” tabii ki vardır; ancak o “Gerçek” sembolik düzenin, yani insanların dil yoluyla/dil olarak kurdukları düzenin terimleriyle algılanabilir/anlaşılabilir değildir. “Gerçek”i geçici bir an olsa bile anlamlandırabilir kılmak, ona bir anlam, değer, yanlılık ve amaçlılık yükleyebilmek için, gene aynı geçici an için dili dil-ötesine dönüştürmek, öznelerarası alanda özne-aşırı bir ortak özne / nesne yaratmak gerekir… s.18

318 adet numaralandırılmış “aforizmalar şeklinde kurulmuş bir deneme kitabı” olan Bir Şeyler Eksik Metis Yayınları tarafından ilk olarak 2007’de basılmış. Ben kitabın Haziran 2020’de basılan 8. Baskısı üzerinden yaptığım okumayı Bülent Somay’ın diğer kitapları ile de sürdüreceğim düşüncesiyle tamamladım.

Bir başka yayında görüşmek üzere hoşçakalın..

*Osman Çakmakçı, Konuşmanın İmkansızlığı Üzerine Bir Diyalog, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 8. Basım, 2020

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s