Can Kısa Modernler Serisi: Mihail Bulgakov – Morfin

Can Kısa Modernler serisinde bu kez Rus edebiyatı var gündemimizde. Bulgakov, Sovyet döneminde aldığı tıp eğitimi ve savaş sonrası morfine bağımlılığını başka bir karakterin ağzından öyküleştirdiği Morfin’de hayatının çok kısa bir dönemini içeren yarı otobiyografik bir eser ortaya koyuyor okuyucunun önüne.

Öyküde taşrada, Gorelovo beldesinde, tek başına doktorluk yapmak zorunda kalan ve bu süreçte gelen her hastanın bambaşka bir rahatsızlığını gece gündüz demeden geçirmeye çalışan bir adamın, Dr. Bomgard’ın, sevincini okuyarak başlıyoruz. Artık kahramanımız onun ruhunu sıkan ve kendisine ızdırap veren ortamdan şehre, büyük bir hastaneye tayin oluyor. Hastanede kendi uzmanlık alanları doğrultusunda farklı bölümlerden sorumlu doktorlar olduğu için bundan böyle hayatının en zor kısmını atlatarak rahat bir nefes alabileceği, belki de yeni bir dünya kurabileceği sevincini bizlerle paylaşıyor.

İlk kez, sorumluluğunun bir takım sınırları olan bir insan gibi hissetmiştim. s.11

Sadece romanının bu giriş kısmı bile okuyucuyu kendi omuzlarına bindirdiği sorumlulukları ve bunların ağırlıklarını düşünmeye itici bir güçte. İşteki sorumluluklar, evdeki sorumluluklar, kendi kendimize yaşamımızı “daha iyi”, “daha sağlıklı”, “daha mutlu” hale getirmek için yüklendiğimiz sorumluklar. Acaba bunların hepsinin altından kalkmakta ne kadar başarılı oluyoruz? Kesinlikle hepimiz zaman zaman bu sorumlukların altında ezilir gibi hissediyoruz. Ama zaman geliyor bizi heyecanlandıran bir olay, durum karşısında yeni sorumluluklar almak için de en önde gönüllü oluveriyoruz. Bu çelişki içerisinde Dr. Bomgard’ın hayatının nasıl şekilleneceğine dair merakla okumaya devam ediyoruz.

Dr. Bomgard yeni hastanesinde sadece çocuk hastalıkları bölümüne odaklanarak üzerindeki yükü hafifletmesine rağmen taşradaki huzursuz, uykusuz ve stresli günlerinin etkisini üzerinden zor atıyor. Orada yaptıklarını, aldığı kararları tekrar tekrar düşünerek bunları sorguluyor. Bu şekilde 3 ay geçmişken kendisine eski bir okul arkadaşından gelen mektupla sarsılıyor. Onun yerine Gorelovo beldesine atanan meslektaşından gelen, çok ağır ve kötü bir şekilde hasta olduğunu ve kendisinin yardımına ihtiyacı olduğunu haber veren bir mektup. Başkahramanımız hemen harekete geçmek istese de ulaşım ve imkansızlıklar dolayısıyla 1 gün gecikmeli olarak yola çıkmaya hazırlanırken ve içi içini yerken gece yarısı mektubun sahibi Dr. Polyakov’un intihar ettikten sonra hastaneye getirilmesiyle odasından fırlayarak çıkıyor. Müdahalelere rağmen kurtarılamayan Dr. Polyakov onu intiharın eşiğine kadar getiren günlerini kaleme aldığı, yazıp yazıp sildiği, bazen üzerinde karalamalar yaptığı günlüğünü Dr. Bomgard’a bırakıyor. İşte uzun öykümüz bundan sonra Dr. Bomgard’la birlikte bu günlüğü okuyarak devam ediyor.

52 sayfadan oluşan ve Ergin Altay’ın Rusça’dan çevirisiyle yayınlanan Bulgakov’un bu uzun öyküsü okurunu çarpan ve düşündüren detayları ile kısa ama dolu dolu bir okuma sunuyor.

Bu uzun öykü aynı isimle 2008 yılında sinemaya da aktarılıyor. IMDB puanı hayli yüksek olan (7.2) film hafta sonu izlenecekler arasında!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s