Han Kang – Beyaz Kitap

Merhaba,

Bu yayınımda Kore edebiyatı dediğimizde belki de Türk okurların aklına gelen ilk yazar olan Han Kang’ın dilimize çevrilmiş üçüncü kitabı üzerine yazacağım. Orijinal ismi 흰 olan Beyaz Kitap, Göksel Türközü’nün müthiş leziz çevirisiyle dilimize kazandırılarak Ocak 2021’de April Yayıncılık tarafından basıldı. Tıpkı web sitemizde daha önce tanıtımlarına yer verdiğimiz Han Kang’ın diğer eserleri Vejetaryen ve Çocuk Geliyor gibi.

Uzun zamandır kitaplığımda olmasına rağmen sanki doğru zamanı henüz gelmemiş gibi hissettiğim için sürekli bakışıyor olsak da elime alamamıştım bir türlü. Ama doğru zaman bugünmüş. Elime aldığım andan itibaren beni sarıp sarmaladı Beyaz Kitap. Belki içerisini şöyle bir karıştırdığınızda kısa yazılardan oluşan okuması kolay bir kitap gibi düşünebilirsiniz. Ancak daha ilk sayfadan itibaren Han Kang’ın kadın üzerine, yas üzerine, acı üzerine, kayıplar ve kayboluşlar üzerine yazdığı her biri ilmek ilmek işlenmiş konu başlıkları sizi sarmalıyor. Beyaz çatısı altında birleştirdiği her bir başlık bambaşka bir düşünceye sevk ediyor okuyanı. Eğer kitabı elinizden bırakacaksanız bu yorulduğunuz için olmuyor, okuduğunuz paragraf ruhunuza işlediği için ve bunu sindirmeye ihtiyacınız olduğu için küçük bir mola şekline dönüşüyor. Han Kang bir kadının bakış açısından hem bir toplumun geçirdiği savaş yıllarından geriye kalan acı dolu sokaklarını, hem bir ailenin kendi içerisinde yaşadığı hüzünlerin birikimini sadece birkaç cümleyle öyle etkileyici bir şekilde anlatabiliyor ki.. Kitap bittiğinde bir kez daha yazara hayran olmamak mümkün değil.

Hayatımız aslında beyaz ve belirgin, gökyüzüne süzülen bir mucize. s.67

Aslında daha kitabın kapağını açar açmaz onun beyaz hakkında aklına gelenleri listelediği ilk sayfalarda doğum ve ölümün hayat içerisindeki birlikteliğine şahit oluyoruz. Bir taraftan Han Kang bu kelimelerin ona hatırlattıklarını kaleme alırken bir taraftan da otobiyografik açıdan kendisinin iç dünyasını ve yaşananların onun üzerindeki etkisini okuyucuyla açık bir şekilde paylaşıyor. Dertleşiyor. Bunlar da samimiyetle okuyucunun yüreğine ulaşıyor.

Kararsızca konacağı yeri arayan bir ruh gibi. s.71

Bu kitabı geçici olarak dilini bile bilmediği bir ülkenin şehrinde yazıyor. İsmi kitapta geçmeyen bu şehrin internette yaptığım araştırmalarda Varşova olduğunu öğreniyorum. Kendisiyle hesaplaşmak için geldiği bu şehirde, tuttuğu evde gerçekten de kişinin kendisiyle baş başa kalmaya olan ihtiyacını sezebiliyoruz. Buna rağmen bu hesaplaşma sürecinde kişinin ne kadar uzağa giderse gitsin ne kadar kaçarsa kaçsın yine de zihnin ve ruhun o çözülemeyen sorunun olduğu yer ve zamanda kaldığına kitap boyunca şahit oluyoruz. Bu yüzden “Beyaz Kitap”ta Kore kültürü ve geleneklerinden izler bulmak da kaçınılmaz.

Geçen yaz kaçarcasına geldiğim bu şehir, sanki dünyanın öbür ucunda bir yer değil de içimin tam ortası. s.21

Kitabı okuyan tüm okuyucuların kendilerini ait hissettikleri bir başlık olmuştur diye düşünüyorum. Benim kendimi ait hissettiğim başlık Beyaz Kelebek oldu, peki sizin?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s