Kojin Karatani – Tarih ve Tekerrür

Merhaba sevgili Gün’den takipçileri,

Bugün Kojin Karatani’nin Tarih ve Tekerrür isimli kitabını inceleyeceğiz.

Önce kısaca yazar hakkında bilgi vermek istiyorum. Karatani Japon kökenli bir yazar. Akademik eğitimine ilk olarak Tokyo Üniversitesi’nde İktisat eğitimi alarak başladı. Daha sonra İngiliz Dili ve Edebiyatı alanında Yüksek Lisans yaparak eğitimine devam etti. Şu an halen Amerika ve Japonya’da çeşitli üniversitelerde dersler vermektedir.

Bence Karatani’yi özgün kılan hiç şüphesiz sosyal bilimler içerisinde farklı disiplinleri bir araya getirerek oluşturduğu bütüncül bakış açısıdır. Bugün inceleyeceğimiz Tarih ve Tekerrür de şu an benim belli bir disiplin altında sınıflandırmakta zorlandığım bir çalışma. Yedi bölümden oluşan kitap, ilk önce giriş kısmında demokratik temsil sisteminin farklı bir eleştirisini yaparken alışılmadık bir Karl Max okuması da sunar. Bu bölümde ele alınan konu Karatani’nin belirttiği üzere Batı’da ortaya çıkmış ve Batı’ya ait olan kavramları ve bununla beraber Batı tarihinin bir çözümlemesidir bir bakıma.

Diğer bölümlerde ise birinci bölümdeki analizlerden yola çıkarak yazar bize Japon siyasi tarihi ve kültürü üzerine bilgiler verir. Fakat bu kadarla da kalmaz. Aynı zamanda modern edebiyatın gelişimi ve Japon edebiyatı üzerinden bir Japon toplumu okuması da yapar. Bana göre Tarih ve Tekerrür sosyal bilimler içerisinde hangi alanda çalışıyorsunuz hiç farketmez kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Yedinci ve son bölüme gelindiğinde ise Budizm ile başlayan ve modern Japonya’nın doğuşu ile birlikte İkinci Dünya Savaşı’na kadar giden süreçte Japon toplumunun ve siyasetinin geçirdiği dönüşümleri Karatani’nin kendine has alışılmadık bakış açısından görüyoruz. İşte tam da bu yüzden yayının başında da belirttiğim gibi Karatani Asyalı veya Japon daha farklı bir tabirle Batı dışı bir araştırmacı olarak hem Batı’nın serüvenini hem de Japonya’nın serüvenini mevcut literatürde pek de alışık olmadığımız bir yaklaşımla bize anlatıyor.

Eğer siz de gerçekten merak ettiyseniz Tarih ve Tekerrür dışında Karatani’nin Türkçe’de yayınlanmış birkaç eseri daha bulunmakta. Bunlar sırasıyla;

  • Metafor Olarak Mimari
  • Transkritik
  • Derinliğin Keşfi
  • Dünya Tarihinin Yapısı
  • İzonomi ve Felsefenin Kökenleri

Okuduğunuz için teşekkürler,

Hoşçakalın!

-Musa-

Youtube kanalımızda yukarıda okuduğunuz yazının podcastini dinleyebilirsiniz;

Hee Soo Lee & İbrahim İlhan – Osmanlı Japon Münasebetleri ve Japonya’da İslamiyet

Merhaba bugünkü yayınımızda daha önce İslam ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması eserini tanıttığımız Lee Hee Soo’nun, İbrahim İlhan ile birlikte kaleme aldığı Türkiye’de yayınlanan bir diğer kitabı olan Osmanlı Japon Münasebetleri ve Japonya’da İslamiyet isimli kitabını tanıtacağım.

Bir önceki yayınımızda Lee Hee Soo hakkında detaylı bilgilere yer verdiğim için bu yayınımızda eserin tanıtımı ile sınırlı kalacağım.

Bugün ele alacağım eser kısaca Japonya ve Japonların genel olarak tanıtımından sonra iki ülke arasındaki münasebetleri ve akabinde de Japonya’da İslam’ın başlangıç ve gelişimini konu almaktadır.

1989 yılında Türkiye Diyanet Vakfı yayınları tarafından basılan eser toplamda dört bölümden oluşmaktadır. 

Girişte önsöz niyetine; Japon Müslüman Cemiyeti Onur Başkanı Prof. Abdülkerim Saitoh, Türklere minnettar olduklarını Abdürreşid İbrahim ve Rusya Bolşevik ihtilalinden sonra Japonya’ya göç eden Tatar-Türk Müslümanlarının sayesinde Japonya’ya İslamiyet’in geldiğini 1938’de Tokyo Camii’ni inşa ettiklerini belirtmektedir. Ayrıca İslam ve Türk-Japon dostluğunun gelişmesinde katkıda bulunan şahısların isimleri anılmaktadır.

İlk bölümde Japonya ve Japonlar başlığı altında Japonya’nın geleneksel kültürü Japonya tarihi ile eş zamanlı olarak ele alınırken, kapalı bir ülke durumunda olan Japonya’nın Batılılar ile ilişkiler kurmaya başlamasına ve bu süreçte gelişim gösteren değişim politikasına vurgu yapılmıştır.

İkinci bölüm Türk ve Japon Münasebetleri başlığındadır. Osmanlı-Japon münasebetleri hakkında kısa bir girişin ardından Prens Komatsu’nun İstanbul’u ziyareti, Ertuğrul Gemisi’nin Japonya’ya gönderilmesi detaylı bir şekilde ele alınmıştır.  Bu bölüm ayrıca Abdürreşid İbrahim’in Japonya gezisini de içermektedir. Osmanlı’nın yıkılışının ardından Cumhuriyet dönemi Türk Japon ilişkilerine geçilip bölüm Türkiye ve Japonya’nın Batıya Yaklaşımını karşılaştırmalı olarak okuyucuya sunmaktadır.

Üçüncü bölüm; bir önceki bölümde kısaca bilgi verilen Abdürreşid İbrahim’in Japonya gezisini detaylandıran bir bölümdür. Özellikle 1909 yılında Japonya’nın durumu, Abdürreşid İbrahim’in seyahati boyunca görüştüğü kişiler ve Japonya’da o dönemde İslamiyet’in gelişimi hakkında bilgiler içermektedir. 

Dördüncü bölüm; Japonya’da İslamiyet başlıklıdır. Bölüm İslamiyet’in Japonya’ya gelişine kadar Japonya’da var olan dinsel inanışlar hakkında da bilgiler vermekte, bu inanışların Japon kültüründeki etkisini de gözler önüne sermektedir. Ardından İslamiyet’in Japonya’daki gelişimi ve Japonlar üzerindeki etkisi, ilk Japon Müslümanlar, camiler ve İslami kaynakların Japon diline çevrilmesi hususunda detaylı bir araştırmayı içermektedir. 

Eserin kaynaklarına bakıldığında Türkçe, Japonca ve İngilizce kaynakların kullanıldığı görülmektedir.

Eser akademik bir çalışma olmasına rağmen Japonya’yı, Japonları ve Japon kültür ve tarihini, Japonya’da İslamiyet’in etkisini merak eden okuyucular için de zorlanmadan okunabilecek bir çalışmadır.

Yayınlandığı 1989 yılına dek Japonya’yı Türkiye’ye tanıtan eserler çok sınırlı sayıda olduğu için bu eser hem yayınlandığı dönemde bu eksikliği dolduran bir eser olarak hem de günümüzde Japonya araştırmacıları için danışılması gereken bir eser olarak önem arz etmektedir.

Bu haftaki yayınımda Lee Hee Soo ve İbrahim İlhan’ın Osmanlı Japon Münasebetleri ve Japonya’da İslamiyet eserini sizlerle paylaştım.

Gelecek yayında farklı bir eserin tanıtımında görüşmek üzere,

 Hoşçakalın!

Youtube kanalımızda yukarıda okuduğunuz yazının podcastini dinleyebilirsiniz;

Hee Soo Lee – İslam ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması

Bugünkü yayınımızda Koreli yazarların araştırma eserlerinden birini ele alacağım: Lee Hee Soo’nun İslam ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması eseri.

Eserden önce yazar hakkında bilgi vermenin onun yazdığı eserin anlamlandırılmasında yardımcı olacağını düşünüyorum. Lee Hee Soo, Türk ve Kore milletlerinin unutulan ortak ve uzun geçmişlerinin tekrar hatırlatılmasına dair çalışmalarıyla bilinen bir akademisyendir. 

Yüksek Lisansını Hankuk Üniversitesi’nde (한국외국어대학교) 1982 yılında “Kore Kaynaklarına göre Müslümanların Kore ile İlk Münasebetleri” başlığı ile tamamladıktan sonra, doktorasını da bu konuyu genişleterek İstanbul Üniversitesi Genel Türk Tarihi Anabilim dalında 1987 yılında “İslam ve Türk kültürünün Uzak Doğu’ya yayılması : Kore’de İslamiyet’in Yayılması ve Kültürel Tesirleri” tez başlığı ile tamamlamıştır. 

Şu anda Hanyang Üniversitesi’nin (한양대학교) Kültürel Antropoloji bölümünde Profesör ve Üniversite Müzesi’nin direktörü olarak görev almaktadır. Türkiye – Güney Kore Dostluk Derneği’nin Başkanı da olan Lee Hee Soo akıcı Türkçesiyle Türkiye’de ve Kore’de aktif olarak Kore-Türk tarihine dair düzenlenen sempozyumlarda aranılan isimdir.

Kaynak: hanyang

Bugün ele alacağımız eseri onun 1987 yılında tamamladığı tezinin genişletilmiş versiyonu şeklinde 1988 yılında Türkiye Diyanet Vakfı yayınlarından çıkan İslam ve Türk Kültürünün Uzak Doğu’ya Yayılması isimli eseridir.

Eser, üç ana bölüm ve Kore savaşından sonra Türk askerleri aracılığıyla Kore’de tekrar başlatılan İslami faaliyetleri kapsayan bir ekten oluşmaktadır. 

Kronolojik olarak bölümlere ayrılan çalışmanın ilk bölümünde  8. ve 12.  yüzyıllar arası Deniz Yolu Temasları başlığında Karşılıklı Çin-Müslüman ve Kore münasebetleri ele alınırken, ikinci bölümünde ise 13 ve 16. yüzyıllar arası İpek Yolu Temasları ana başlığında Moğol- Türk Müslümanlar ve Kore ilişkileri ortaya konulmuştur.

Üçüncü ve son bölümde ise Pan İslamik Politika ve Uzakdoğu’ya İslamiyetin yayılması başlığı altında 19. yy ve 20. yüzyılın başlarında gelişen sürecin bir yansımasını ortaya koyulmuştur. 

Üçüncü bölüm özellikle Abdürreşid İbrahim’in Alem-i İslam isimli eserindeki Kore raporuna dair açıklamaları içerdiği için önem arz etmektedir. Çünkü Abdürreşid İbrahim’in bu eseri bir Müslümanın bakış açısından Kore’nin Japon sömürge dönemindeki durumu üzerine genel bilgiler veren ilk eser olarak literatürde önemli bir yer tutmaktadır

Ek bölümde ise Kore Savaşı ve Türkiye’nin bu savaşa katılımına dair Koreli bir araştırmacının bakış açısını yansıtan ayrıntıları içermektedir.

Eserin oluşturulmasında ele alınan kaynaklar incelendiğinde bu çalışmanın önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu eser Doğu kaynaklarından Çince kaynaklar ve Kore’nin hanedan yıllıkları, İslam kaynaklarından Arapça tercümeler, Batı kaynaklarından da Osmanlı,  İngiliz ve Fransız arşiv belgeleri değerlendirilerek yazılmıştır. 

Bunların yanı sıra yakın döneme değinilen kitabın son bölümünde Uzak Doğu’da Çin-Kore ve Japonya’da yaşayan Türklerin kültürel faaliyetlerinde önemli rol oynamış Kazan Türk liderleri ile yapılan röportajlara da yer verilmiştir.

Bu çalışma Kore ekseninde Uzakdoğu’da İslamiyet’in yayılmasına odaklanırken, Türk okuyuculara birbirinden farklı kaynaklar ile karşılaştırmalı olarak Uzakdoğu tarihine tanıklık etme imkanı sağlarken, Türk-Kore ilişkilerinin derinliğini ve bu ilişkinin etkileşimsel yönünü keşfetmelerini sağlıyor.

Uzakdoğu Çalışmaları adına, Türkiye’de Kore tarihine yönelik akademik çalışmalar çok sınırlı sayıda ve sınırlı konularda çerçevesinde devam ediyor. Dolayısıyla bu konuda Türkçe olarak yazılmış tarih araştırmalarının sayıca azlığı da göz önüne alındığında bu eser hem Uzakdoğu tarih ve kültürünü merak eden okuyuculara hem de bu alanda çalışma yapacak araştırmacılara öncü bir eser olarak karşımıza çıkıyor.

Basımından yaklaşık 30 yıl sonra ele aldığımız İslam ve Türk Kültürünün Uzakdoğu’ya Yayılması isimli eserini sizlerle paylaşırken Lee Hee Soo hocanın Türkçe literatürde yer alan diğer çalışmalarına ilerleyen yayınlarımızda tekrar yer vereceğimizi de belirtelim.

Sizler de eğer kitabı okuduysanız görüşlerinizi bu yayının altında bizlerle paylaşırsanız çok seviniriz.

Gelecek yayında farklı bir eser tanıtımda görüşmek üzere,

Hoşçakalın!

Youtube kanalımızda yukarıda okuduğunuz yazının podcastini dinleyebilirsiniz;