Pyun Hye Young – Çukur

Merhaba,

Kore Edebiyatı çevirileri birbiri arkasına gelirken bir de tanıdığımız bir yazarın eserlerinden yeni bir çeviri gelince daha da mutlu oluyoruz. Bugün sizlere tanıtacağım eser daha önce de Küller ve Kızıl isimli eseriyle blogumuzda yer verdiğimiz Pyun Hye Young’un Doğan Kitap tarafından Ekim 2021’de Tayfun Kartav çevirisiyle yayınlanan Çukur.

Geçirdiği trafik kazasının ardından yatalak olan ancak 8 ay sonra bilinci yerine geldiğinde bunun farkına varan bir coğrafya profesörünün hayatına tanık olduğumuz bir roman. Bilinci yerine geldiğinde kendisini önce hastanede ardından da evinde bulan Profesör Ogi, çevresindekilerle sadece gözleriyle iletişim kurabiliyor. Hiçbir şekilde sesini, düşüncelerini duyuramayan Ogi bu sessizliğinin içerisinde geçmişini ve hayatına giren insanları düşünüyor. İşte bu düşünceler bize onun nasıl bir insan olduğunu, hayattaki başarı ve başarısızlıklarını olduğu gibi anlatıyor. Önce kendi ailesi, akademik geçmişi, sonra da eşi ve onun ailesi hakkındaki detayları öğrendiğimiz romanda bir taraftan da Ogi’nin yatağında kıpırdayamaz halde yatarken tanık olduklarını okuyoruz. Eşiyle birlikte geçirdikleri trafik kazasının ardından eşinin ölümü ile hayattaki tek akrabası/ailesi eşinin annesi yani kaynanası kalıyor. Bu sürecin ne kadar sancılı bir şekilde ilerlediği de güzel bir kurgu içerisinde bizlere sunuluyor.

Çukur yaşarken kıymetini bilmediğimiz, farkına varmadığımız sanki sonsuza kadar sürecekmiş gibi devam ettiğimiz hayatlarımız hakkında biz okurların kafasında pek çok düşünce kapısını aralıyor. Özellikle elimizde fırsat varken yapmak istediklerimizi ertelemeye, tek başına kaldığımız ve başkalarına muhtaç olabileceğimiz durumlarda hissedebileceklerimize dair oldukça gerçekçi bir yapıya sahip.

Pyun Hye Young tıpkı Küller ve Kızıl da olduğu gibi okurları Çukur romanında da verdiği detaylarla birdenbire içine alıyor ve sessizce hastane koridorlarında, evin bahçesinde, mutfağında, salonunda bizleri konuk ediyor. Bu misafirlikten hoşlanıp hoşlanmayacağınız size kalmış olsa da Ogi’ye yardım edememek kesinlikle içinizi acıtacak. Klostrofobik bir dünyayı roman boyunca derinden hissedeceksiniz. Psikolojik bir gerilim.

Romanı okurken sürekli Ogi’nin bakış açısıyla dünyaya baktığımız, çevresindekileri tanıdığımız için aslında bir taraftan da onlara da söz hakkı verilmesini bekliyoruz. Çünkü özellikle eşi, kaynanası ve arkadaşlarının Ogi hakkındaki düşüncelerinin neler olduğu bir merak unsurunu da beraberinde getiriyor.

Yazar Pyun Hye Young hakkındaki bilgilere önceki yayınımızda yer vermiştik. Yazarın 2016 yılında 홀 ismiyle kaleme aldığı 168 sayfalık Çukur eserini de okuduktan sonra, diğer kitaplarının çevirisini de sabırsızlıkla bekleyeceğimizi söylemek kaçınılmaz.

Gelecek yayınımda bir başka eser ile görüşmek üzere,

Hoşçakalın!

Pyun Hye Young – Küller ve Kızıl

Merhaba,

Bu yayında Kore Edebiyatından Türkçe’ye en son çevirisi yapılan eserlerden Küller ve Kızıl isimli eseri sizlere tanıtacağım.

재와 빨강 yani  Küller ve Kızıl isimli eser yazar Pyun Hye-Yeong tarafından kaleme alınmış ve Türkçe’ye orijinal dili Korece’den yapılan çevirisi ile Tayfun Kartav tarafından kazandırılmıştır. Doğan Kitap tarafından da Nisan 2019 da yayınlanmıştır.

Küller ve Kızıl, fare öldürmekte uzmanlığı ile şirketi tarafından dilini, kültürünü, siyasi ortamını çok da iyi bilmediği bir ülkeye gönderilen ismini bilmediğimiz bir karakterin hikayesi. Kore’de çalıştığı şirkette çok pasif olarak görülen ve eşinden yaşadığı bazı problemler nedeniyle ayrılmış olan ana karakterin, bu şekilde başka bir ülkeye gönderilmesinin iş yerindeki arkadaşları tarafından terfi olarak düşünülmesi sebebiyle eleştirilere maruz kalmasına tanık oluyoruz. Ancak bu arkadaşları arasında hiç kimse onun gittiği bu C ülkesindeki durumu ve orada karakterin yaşadığı problemleri tahmin bile edemiyor. Kitap da tam bu problemlerin başladığı yerde bizleri selamlıyor. Ana karakter C ülkesinin havaalanına giriş yaptığında karantina altına alınıyor, çünkü ülkede sebebinin ve nasıl bulaştığının hala çözülemediği bir virüs mevcut. Ülkeye girişinden itibaren yaşadığı problemler aslında yaşayacaklarının da habercisi durumunda.

Biz roman sürecinde hem ana karakterin bu yeni ülkede yaşadığı problemleri hem de onun bu problemlere göğüs germeye çalışırken kendi ülkesinde yaşadığı ve onun geçmişinin karanlık yönlerini içeren hatıralarına dalışını okuyoruz. Kitabın tanıtım yazısında da belirtildiği üzere aslında bu hikaye tam bir yaşam mücadelesi.

Eserde şehirler ve ülkeler çeşitli harflerle temsil edilmiş, iş yerinden arkadaşları lakapları ile anılmış durumda. Biz sadece eski eşini, eski eşinin yeni kocasını ve gönderildiği ülkedeki patronunun ismini net bir şekilde öğrenebiliyoruz.

Romanı okurken ana karakterin yaşadığı yeni hayatı o kadar ince ince detaylarla örülmüş ki sizler de onun nerede yaşadığını, neler hissettiğini çok iyi bir şekilde anlayabiliyorsunuz. Hatta o karanlık çöplerle dolu şehirde onunla birlikte gezebiliyorsunuz. Katastrofik bir çalışma olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Kaynak: newyorker

Yazar Pyung Hye-Young Seul’de 1972 yılında doğup Seul Sanat Enstitüsü’nde (서울예술대학교) aldığı yaratıcı yazarlık eğitiminin ardından Hanyang Üniversitesi’nde (한양대학교) Kore Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek lisansını tamamlamış. Şu anda Myongji Üniversitesi’nde (명지대학교) yaratıcı yazarlık dersleri vermekte.

Kısa öyküler yazarak başladığı yazarlık kariyerindeki ilk romanı, bugün sizlerle paylaştığım Küller ve Kızıl ismiyle 2010 yılında yayınlamış. Ardından pek çok dile çevrilen bu roman Polonya’da yılın kitabı seçilmiş. 

Küller ve Kızıl yazarın Türkçe’ye çevrilen ilk romanı. Diğer yayınlarımızdan farklı olarak bu eserin henüz Nisan ayında satışa çıktığını ve hala satışta olduğunu, okumak için bu fırsatı kaçırmamak gerektiğini belirtmek isterim.

Romanın içeriği hakkında detaylı bilgiler verdiği için romanı okuduktan sonra yazarın Küller ve Kızıl hakkında verdiği yazarın bakış açısı ile kendi bakış açınızı karşılaştırma imkanı sunan bir röportajı sizler için yayının altına link olarak ekleyeceğim. 

Roman hakkındaki görüşlerinizi bizlerle yorum olarak paylaşırsanız seviniriz.

Gelecek yayında bir başka eser görüşmek üzere,

Hoşçakalın!

Röportajı buradan okuyabilirsiniz.

Youtube kanalımızda yukarıda okuduğunuz yazının podcastini dinleyebilirsiniz;