Jang Eun Jin – Cevapsız Mektuplar

Merhaba,

Bu yazımda sizlere tanıtmak istediğim kitap Tayfun Kartav çevirisiyle Profil Kitap tarafından Nisan 2022’de yayınlanan Jang Eun Jin’in orijinal ismi 아무도 편지하지 않다 olan Cevapsız Mektuplar romanı. Kore Edebiyatı’ndan dilimize yeni çevrilen kitaplardan birisi olan Cevapsız Mektuplar 238 sayfadan oluşuyor.

Cevapsız Mektuplar bizi ana karakterlerimiz Jihun ve köpeği Wajo ile birlikte Kore’de bir yolculuğa çıkarıyor. Büyüdüğü ailede diğer kardeşlerine göre konuşmasında yaşadığı kekemelik ile ailesi tarafından biraz dezavantajlı olarak görülen Jihun, dedesini kaybettikten sonra kendisine emanet edilen Wajo ile evinden ayrılarak hem düzenini değiştirerek yeni insanlarla tanışma hem de kendi içerisinde çözemediği problemleri seyahat ederek düşünme amacıyla yola çıkıyor. Çıktığı yolculukta karşılaştığı kişilerle konuşarak kekemeliğini de yavaş yavaş üzerinden atıyor ve daha rahat sohbet edebildiğinin farkına varıyor. Ayrıca yolculuğun başından itibaren tanıştığı her kişiye 1’den başlayarak sayılar veriyor ve kafasında onları bu şekilde isimlendiriyor. Yolculuk süresince kaldığı otel odalarında da adres bilgilerini istediği bu kişilere kurşun kalemiyle yazdığı mektuplar gönderiyor. Hedefi yazdığı mektupların birisine cevap geldiğinde eve dönmek. Bu yüzden de evine yakın oturan arkadaşını iki günde bir arayarak mektup gelip gelmediğini soruyor.

Biz bu şekilde 3 senedir devam eden yolculuğunun son döneminde 751 numaralı kişiyle tanıştıktan sonrasına tanık oluyoruz. Yeri geliyor Jihun, Wajo ve 751’in yaşadığı maceralara yeri geliyor Jihun’un tanıştığı kişilere yazdığı mektuplara tanık oluyoruz. Jihun ve Wajo’nun seyahatine eşlik etmek bu yüzden okuması keyifli bir hale dönüşüyor.

Çantasına iğneden ipliğe her şeyi sokuşturan insan, seyahate çıksa da en az sokuşturduğu eşya kadar yorgunluğa ve strese maruz kalır. Sadece çantanın ağırlığı bile buna yeter. Yükten kurtulmak için çıkılan bir seyahat birden yükün ta kendisi oluverir. s.23

Günümüzde telefon mesajları, uygulamalar üzerinden mesajlaşma veya e-mail üzerinden iletişim oldukça artmışken bizlerde biraz nostaljik duygular uyandıran mektuplar kitabın ana konusunu teşkil ettiği için yazar Jang Eun Jin iletişimin en temel formu olarak nitelendirerek bu kitabı yazdığını belirtiyor bir röportajında. Özellikle el yazısıyla yazılan mektuplarınıza cevap aldığınızda hissettiğiniz kalbinizi ısıtan o güzel heyecana vurgu yapıyor.

Peki ana karakterimiz Jihun otel odalarından yazdığı mektuplara cevap alacak mı? Bu sorunun cevabı sizi kitabın sonuna bir çırpıda gelmenizi sağlayan bir merak oluşturuyor. Ve bu merak sizi okuduğunuza kesinlikle pişman etmiyor.

Cevapsız Mektuplar, Jang Eun Jin’in dilimize çevrilen ilk eseri olma özelliğinin yanı sıra 2009 yılında 14. Munhakdongne Yazar Ödülü’nü de kendisine kazandıran bir roman. 1976 doğumlu yazar Gwangju’daki Cheonam National University Coğrafya bölümünden mezun. 2002 yılında yayınladığı ilk kitabının ardından neredeyse her yazdığı kitap onu ödüllerle buluşturmuş. Umarız Cevapsız Mektuplar’ın ardından yazarın diğer eserlerini de okuma şansı elde ederiz.

Şimdiden herkese keyifli okumalar diliyorum!

Gu Byeong Mo – Büyülü Fırın

Merhaba,

Bu yayınımda sizlere tanıtacağım kitap orijinal ismi 위저드 베이커리 olan Gu Byeong Mo’nun 2009 yılında yayınladığı Büyülü Fırın. Büyülü Fırın, Türkçe’ye Korece’den Tayfun Kartav çevirisi ile kazandırıldı ve Lotus Kitap tarafından Ağustos 2021’de yayınlandı.

Gu Byeong Mo’nun dilimize çevrilen ilk eseri Büyülü Fırın, özellikle kapak tasarımı ve ciltli baskısı ile oldukça eğlenceli bir konu sunan görüntüye sahip. Ancak içeriği hakkında arka kapağındaki tanıtım yazısına baktığımız zaman aslında acı gerçekler içeren bir dramdan oluşan bir kurgu ile karşılaşıyoruz. Büyülü Fırın’ı merak ettiğimiz an da işte burada başlıyor.

Annesini yitirdikten sonra kekeme kalan 16 yaşında bir gencin ağzından yazılan roman, genç-yetişkin tarzını tam anlamıyla karşılıyor. Öncelikle evinde bu kayıptan sonra yaşanan değişim ve ardından Büyülü Fırın ile tanışma hikayesi ve iki farklı son içeren kitap okuyucuyu rahatsız eden ögeler içeriyor. Baş karakterimizin babasının tekrar evlenmesi ile evlerine gelen Öğretmen B ve kızının, onun hayatında büyük bir değişime yol açması ile evden kaçıp kendisini Büyülü Fırın’da bulması bir bakıma şans olarak nitelendirilebilir bu noktada. Ancak evde yemek yemediği için devamlı bu fırından ekmekler alan karakterimiz, fırının gerçek yüzünü burada keşfediyor. Yapılan ekmek ve tatlıların içerisine kimsenin bilmediği bir karışım ekleyen fırının müdürü, internetten gelen siparişleri hazırlayarak insanların geri dönülmez sonuçlar doğuran isteklerini ürünleriyle karşılıyor. Bu süreçte fırında çalışan ve baş karakterin en yakınlarından birisi haline gelen mavili kız Büyülü Fırın’ı ve onun işleyişini okuyucularla paylaşıyor.

Kitabın arka kapağında yazan tanıtım yazısı, kitabı oldukça iyi bir şekilde özetliyor. Gizem, korku ve fantezinin tüm unsurlarına sahip, genel edebiyatla kurgusal büyüyü harmanlayan bir eser Büyülü Fırın okuyucularını bekliyor. Kitabın tanıtım videosu da oldukça güzel bir şekilde hazırlanmış.

Büyülü Fırın ile 2009 yılında Changbi Genç Yetişkin Ödülü’nü kazanan yazar Gu Byeong Mo’nun Kore edebiyatının dikkat çeken yazarlarından birisi haline geliyor. 1976’da Seul’de doğan yazar, Kyung Hee Üniversitesi’nden Kore Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olarak editörlük ve yazarlık ile yaşamını sürdürüyor. 12 yaşından beri hikayeler yazan Gu Byeong Mo, pek çok kez edebiyat ödülü yarışmalarına başvurmuş ve yazmayı hep sürdürmüş. Yayınlanan pek çok eseri var, belki ilerleyen zamanlarda Türkçe’ye çevrilirse onları da okuma şansımız olur.

Tehlikeli dileklerin gerçekleştiği büyülü, karşı konulamaz bir hikaye sunan Büyülü Fırın’ı okunuz mu? Yorumlarınızı bizlerle paylaşırsanız seviniriz.

Gelecek yayında başka bir eserle görüşmek üzere,

Hoşçakalın!

Pyun Hye Young – Çukur

Merhaba,

Kore Edebiyatı çevirileri birbiri arkasına gelirken bir de tanıdığımız bir yazarın eserlerinden yeni bir çeviri gelince daha da mutlu oluyoruz. Bugün sizlere tanıtacağım eser daha önce de Küller ve Kızıl isimli eseriyle blogumuzda yer verdiğimiz Pyun Hye Young’un Doğan Kitap tarafından Ekim 2021’de Tayfun Kartav çevirisiyle yayınlanan Çukur.

Geçirdiği trafik kazasının ardından yatalak olan ancak 8 ay sonra bilinci yerine geldiğinde bunun farkına varan bir coğrafya profesörünün hayatına tanık olduğumuz bir roman. Bilinci yerine geldiğinde kendisini önce hastanede ardından da evinde bulan Profesör Ogi, çevresindekilerle sadece gözleriyle iletişim kurabiliyor. Hiçbir şekilde sesini, düşüncelerini duyuramayan Ogi bu sessizliğinin içerisinde geçmişini ve hayatına giren insanları düşünüyor. İşte bu düşünceler bize onun nasıl bir insan olduğunu, hayattaki başarı ve başarısızlıklarını olduğu gibi anlatıyor. Önce kendi ailesi, akademik geçmişi, sonra da eşi ve onun ailesi hakkındaki detayları öğrendiğimiz romanda bir taraftan da Ogi’nin yatağında kıpırdayamaz halde yatarken tanık olduklarını okuyoruz. Eşiyle birlikte geçirdikleri trafik kazasının ardından eşinin ölümü ile hayattaki tek akrabası/ailesi eşinin annesi yani kaynanası kalıyor. Bu sürecin ne kadar sancılı bir şekilde ilerlediği de güzel bir kurgu içerisinde bizlere sunuluyor.

Çukur yaşarken kıymetini bilmediğimiz, farkına varmadığımız sanki sonsuza kadar sürecekmiş gibi devam ettiğimiz hayatlarımız hakkında biz okurların kafasında pek çok düşünce kapısını aralıyor. Özellikle elimizde fırsat varken yapmak istediklerimizi ertelemeye, tek başına kaldığımız ve başkalarına muhtaç olabileceğimiz durumlarda hissedebileceklerimize dair oldukça gerçekçi bir yapıya sahip.

Pyun Hye Young tıpkı Küller ve Kızıl da olduğu gibi okurları Çukur romanında da verdiği detaylarla birdenbire içine alıyor ve sessizce hastane koridorlarında, evin bahçesinde, mutfağında, salonunda bizleri konuk ediyor. Bu misafirlikten hoşlanıp hoşlanmayacağınız size kalmış olsa da Ogi’ye yardım edememek kesinlikle içinizi acıtacak. Klostrofobik bir dünyayı roman boyunca derinden hissedeceksiniz. Psikolojik bir gerilim.

Romanı okurken sürekli Ogi’nin bakış açısıyla dünyaya baktığımız, çevresindekileri tanıdığımız için aslında bir taraftan da onlara da söz hakkı verilmesini bekliyoruz. Çünkü özellikle eşi, kaynanası ve arkadaşlarının Ogi hakkındaki düşüncelerinin neler olduğu bir merak unsurunu da beraberinde getiriyor.

Yazar Pyun Hye Young hakkındaki bilgilere önceki yayınımızda yer vermiştik. Yazarın 2016 yılında 홀 ismiyle kaleme aldığı 168 sayfalık Çukur eserini de okuduktan sonra, diğer kitaplarının çevirisini de sabırsızlıkla bekleyeceğimizi söylemek kaçınılmaz.

Gelecek yayınımda bir başka eser ile görüşmek üzere,

Hoşçakalın!